Bugün okuduklarımın yarısı kadar heyecanlandırmıyor burası beni. Uzun zamandır, çantamda kalem yok diye bu kadar üzülmemiştim. Uzun zamandır bu kadar heyecanla defterimi çıkarmamıştım. Üstelik yanına yakışmıyor bile burada saatlerimi harcadığım şeyler. Canım bedavaya bile okumak istemedi bugün onları, o kadar.
Dolayısıyla, ben gideyim, “gittim, gelmicem” olsun. Olur da unutursam, hatırlatma olsun.

Günlerim böyle geçiyor.
Bugün itibariyle;
şimdi sıra izdivaçta.
Ben geçen sefer izleyemedim diye tekrar geliyormuş.
Teşekkür ederim.
Lan’lı konuşan kızları sevmiyoruz.
Bize ise, bayılıyoruz.
Bu sene, çok sık yer değiştirdim. Oradan oraya gezip, yoruldum. Biriktirdiğim bütün paramı bitirdim. İspanya’ya 4 kişilik bi’ anlam kattım. İlk defa kara yoluyla, ülke sınırından geçtim.
Bu sene, bir kez çok heyecanlandım, önüme bakan, gözlerimi kaldıramayan bakışlarımı sadece bir kişi gördü. Sonra kimseyle konuşmadan, hayal kırıklığı yaşadım. Bu sene kimseyle konuşmamaya başladığımı fark ettim, sevdim.
Bu sene hayatımın en güzel tatilini yaptım; ‘ben daha da öyle eğlenmedim’ gecesini geçirdim. Bu sene, her ay, cümlelerine hayran olduğum bi’ grup insanın, konuşmalarını da sevdim. Hepsine, hemen, ısındım. Bu sene, en ‘akademik’ haftamı geçirdim, orada olmaktan her dakika mutluluk duydum. Bu sene, ilk defa ‘kestiiiik’ dedim. Sonunda, ‘gelseler de dinlesek’ dediğim birileri geldi, dinledim, çok eğlendim. Bu sene, bana “sen misin yani yetkili kişi burda?” dediler, en stresli ama en güzel festivalimi geçirdim. Bu sene ilk defa bir gazeteciye, kendi yazımı okumak için para verdim.
Ben bu sene, kuzenimin doğumunu izledim, hayatımda ilk defa böyle ağladım, böyle sevgi duydum.
Bu sene, önce pişman oldum, sonra hatamı telafi ettim, sonra şaşırdım, sonra alıştım..
Bu sene, belki de gördüğüm en tatlı çiftin oluşmasına katkıda bulundum. Bu sene, üç kişinin uçağının arkasından el salladım. Bu sene, yeni bir eve sahip oldum.
Bu sene İstanbul’a aşık olmayan birine, İstanbul gezdirdim. Bense, başka bir şehre inen uçağımdan “evime hoşgeldim” diyerek indim. Bu sene, üniversite hayatımın son dersine girdim.
Bu sene biterken, çok kocaman bi’ dilek tutup, şubata kadar da nefesimi tuttum.
Bu sene, bir sürü karar alıp, bir sürüsünün mantıksız olduğuna karar verdim. Büyüdüm demeden, yeni alışkanlıklar kazandığımı fark ettim. Daha geçenlerde, “ama sen öyle değilsindir ki” diye bir cümle duydum, şaşırdım, sonra öyle olmayan halimi çok sevdim. Sanırım bu sene, en çok, fark etmeden bunu öğrendime sevindim.
Yarından sonra gelecek seneden, bu sefer hiçbir hediye beklemedim. Bir dilek tuttum, onun sorumluluğunu bile ona yüklemedim. Belki de bu sene, hoşgeldin demek için beklemeden, çalan kapıya koşmayı öğrendim.
inanılmaz!
hayran olmak için, bekliyorum.
İddia ediyorum, dünyanın en tatlı hocaları bende!
